KÖTÜ NİYET
TAZMİNATI
4857 sayılı İş Yasası’nın
17. maddesinde Kötü niyet tazminatının hangi şartlarda kazanılabileceği
açıklanmıştır.Buna göre:
1- 4857 sayılı İş Yasası’nın 18 ila 21. maddelerinde öngörülen
ve iş hukuku literatüründe “iş güvencesi” olarak bilinen hükümler uyarınca, bu
kapsamdaki işçilerin iş sözleşmelerinin kötü niyetli olarak feshedilmesi
halinde fesih geçerli bir nedene dayanmamış olacağından, iş güvencesi hükümleri
devreye girecek ve işe iade söz konusu olacaktır. denilebilir ki, işe iade ve
iş güvencesi düzenlemesinin yürürlülüğe girmesi ile birlikte, “kötü niyet
tazminatı” yalnızca iş güvencesi kapsamında olmayan işyerleri ve işçilerle
sınırlı bir düzenleme konumuna gelmiştir.
2- 4857 sayılı İş Yasası’nın 17. maddesinin, “…… 18. maddenin
birinci fıkrası uyarınca bu Kanunun 18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma
alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih hakkının kötüye
kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim süresinin üç katı
tutarında tazminat ödenir…….” hükmü bağlamında kötü niyet tazminatı sadece işçi
tarafından talep edilebilecektir. Bildirim önellerine uyulmaması halinde
ödenecek tazminatı işçi gibi işveren de talep etme hakkına sahip olmakla
birlikte, kötü niyet tazminatın işveren tarafından talep edilebilmesi
belirtilen yasal hüküm bağlamında mümkün görülmemektedir.
3- İş güvencesi kapsamında olan işçiler, yani işyerinde 30
kişiden veya daha fazla işçi çalışan işyerlerinde süresi belirli olmayan iş
sözleşmeleri ile en az 6 ay çalışan işçiler, kötü niyet tazminatından yararlanamazlar.
Kanun bu işçiler için yazılı ve geçerli sebep ihtiva eden fesih olmadıkça işine
son verildiği takdirde işe iade ve bu işe iade kararına uyulmaması halinde de
iş güvencesi tazminatı diyebileceğimiz bir tazminat öngörmüştür. Onlar, yani iş
güvencesi kapsamında olanlar işe iade davası açabilecek ve işe iade kararına
uyulmaması halinde de 4 – 8 aylık ücret tutarı kadar iş güvencesi tazminatı
alabileceklerdir. Ayrıca kötü niyet tazminatı alma hakları yoktur. Ancak
Yargıtay, bu yararlanamama durumunun yanında işçi lehine olarak, iş güvencesi
tazminatının üst sınırdan hesaplanması gerektiği yönünde karar vermektedir.
İş güvencesi hükümlerine tabi olup da işe iade davası açmayan ve
iş akdi kötü niyetli feshedilmiş olan işçi, ben işe iade davası hakkımdan
yararlanmak istemiyorum, bunun yerine kötü niyet tazminatı hakkımdan
yararlanmak istiyorum diyemez. İş güvencesine tabi işçi, geçerli sebep olmadan
ya da yazılı fesihte bulunulmadan iş akdi feshedilmiş olduğu hallerde işe iade
davası açmamışsa, iş sözleşmesinin geçerli nedenle feshedilmiş olduğu kabul
edilir. Geçerli fesih sebebinin olması halinde de kötü niyetli feshin olamayacağı
açıktır.
Ancak, İş güvencesi kapsamında olup da sehven (yasa hükmünü
bilmemesinden ve haklı mazeretinin olmasından dolayı) 4857 sayılı İş Yasası’nın
20. maddesi hükümlerine göre, iş sözleşmesinin fesih bildirimi tebliği
tarihinden itibaren 1 aylık hak düşürücü süre içinde İş Mahkemesine dava
açmayarak hakkını kullanmayan ve hakkı ortadan kalkan işçi kötü niyet tazminatı
talebinde bulunabilir. 4857 sayılı İş Yasası’nın 17. maddesinde yer alan “…..
18. maddenin birinci fıkrası uyarınca bu Kanun’un 18, 19, 20 ve 21.
maddelerinin uygulanma alanı dışında kalan işçilerin iş sözleşmesinin, fesih
hakkının kötüye kullanılarak sona erdirildiği durumlarda işçiye bildirim
süresinin üç katı tutarında tazminat ödenir…….” hükmü dikkate alındığında, 1
aylık hak düşürücü süre içinde İş Mahkemesine dava açmayan işçi İş Yasası’nın
18, 19, 20 ve 21. maddelerinin uygulanma alanı dışında kalmış olacağından kötü
niyet tazminatı talep edebilmesinin mümkün olabileceği düşünülmektedir.
4- Basın İş Yasasında kötü niyet tazminatı düzenlemesi
olmadığından gazeteciler bu haktan yararlanamazlar. Deniz İş Yasasında İş
Yasası paralelinde düzenleme olduğundan bu yasaya tabi gemi adamları kötü niyet
tazminatı talebinde bulunabilirler.
5- 4857 sayılı İş Sözleşmesinin 11. maddesindeki usul ve
esaslara göre yapılan süresi belirli iş sözleşmesi ile çalışmış olan işçiler
4857 sayılı İş Yasası’nın 17. maddesi hükümleri kapsamı içinde olmadıklarından
kötü niyet tazminatı talep etme hakkına da sahip değildirler. Bu durumdaki
işçilerin Borçlar Yasası’nın 325. maddesine göre dava açıp tazminat isteme
hakları bulunmaktadır.